Bu yazıları parmaklarım titreyerek yazıyorum. Bugün hayatımın en eğlenceli pazarlarından biriydi diyebilirim. Neyse, yavaş yavaş anlatayım en iyisi...
İstanbul'da yaşayanlar bilir. Teknik olarak açıklamak gerekirse hava bugün en az 32 derece, nem oranı ise %80 civarındaydı. Yani terlik ve alt eşofmanla bakkala giderseniz iki dakikalık bir güneşlenme süresi sonrası eve döndüğünüzde soğuk suyla en az beş dakikalık bir duş almanız gerekiyordu. Anlayacağınız bütün gün Flash TV izlemek için oldukça yeterli bir sebebim vardı.
Kahvaltıdan sonra açık pencereye ayaklarımı uzatıp kestirmek en büyük zevklerimdendir. Pazar günleri kendimi böyle şımartırım. Bugün de kahvaltım 10 gibi bitti ve malum pencereyi açtım, papatya marka plastik sandalyemi pencereye doğru çevirdim, oturdum ve tam ayaklarımı pencereye doğru uzatıyordum ki bütün sokak "Allah belanı versin!" nidalarıyla inlemeye başladı. Nasıl bir duygu anlatamam. Arabesk tartışmalarına bir cevap niteliğinde değme aktivistlere taş çıkararak sabahın 10'unda sokağı inletiyor dedim bir grup genç. Ayaklarımı geri çektim ve bu sefer o pencereden kafamı uzattım sokağa bir göz atmak için. Doğru ya, tamamen unutmuştum. Bugün Hatipoğlu Marketler Zinciri bizim mahalleye yeni bir şubesini açıyordu!
Zaman kaybetmemek için eşofmanımı çıkarmadan karıştım çoğunluğu ergenlerden oluşan enerjik kalabalığa. 9 saat nasıl geçti anlamadım doğrusu. Bir yandan palyaço ile şakalaşıyor, bir yandan tertiplenen eğlenceli oyunlara katılıp kazandığım hediye gofretleri yiyor diğer yandan da müziğin keyfini çıkarıyordum. Kalabalık arasında haftalardır görmediğim arkadaşlarımla karşılaşıyor, sohbet ediyor ve sosyalleşiyorduk. Üstelik Hatipoğlu dahiyane bir şekilde sabah balon şişirmek için kullandıkları hava pompalarını günün geri kalan kısmında havalandırma amaçlı kullandığı için tüm bu süre zarfında sıcaktan hiç bunalmamıştım.
Biraz da kalabalıktan bahsedeyim. Şile'den kesin dönüş yapan yazlıkçılar alacalı ten renkleriyle kalabalığın en çok ilgi çeken kesimini oluşturuyordu. Tatil yapmışılığın getirdiği rahatlıkla kadını erkeği, çocuğu ergeni hepsi parmak arası terliklerle inmişlerdi sokağa. Kalabalıktaki erkekler piyasada bulabileceğiniz tüm dizaltı şortları aynı anda inceleme fırsatı vermişti bize defile misali. Ne yalan söyleyeyim, benim paçaları daraltılmış eşofmanım biraz sönük kalmıştı.
İkramlardan da bahsedip yazımı sonlandırmak zorundayım. İnternet kafenin sahibi uyardı sürem dolmak üzereymiş. İkramlarda Coşkun sucuk başı çekiyordu. Sıcağa aldırmadan mahalleli kilolarca sucuğu kuru kuru mideye indirdi. Coşkun sucuğun yanısıra Hatipoğlu'nun kendi üretimimiz diye pazarladığı lakin tahminimce memleketten getirttikleri mantı servisi günün süpriziydi. İçecek servisi ne yazık ki açık ayran ile kısıtlıydı. Tek eksik buydu diyebilirim.
Gün sonunda yarışmalardan kazandığım bilumum temizlik malzemesi ve tok bir karınla oldukça mesut hissediyorum kendimi. Sıradan geçmesi planlanan bir Pazar günü tam anlamıyla bir şenliğe dönüştü benim için. Teşekkürler Hatipoğlu! Hoşçakalın demeden önce Hatipoğlu'nun websitesini ziyaret etmenizi ısrarla öneriyorum. Oldukça donanımlı olan bu site sayesinde eğlenirken öğrenebilirsiniz.
hatipoğlu mağazalar zincirini ben ve ailem de çok beğeniyoruz. satış politikaları olsun ikramlık ürünleri olsun gerçekten de 10 numara! ama henüz bizim mahalleye yakın yerlerde açılmadı. biz de artık en yakın hatipoğluna gidip gezip hava alıp ve serinleyip sonra da 3 saatte bir kalkan müşteri servisiyle evimizin yolunu tutuyoruz.. hem de aynı senin gibi tok bir şekilde!
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilbirşey demiyorum:)) yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.:))
YanıtlaSil